Hasta Ruhlu İnsanlar

By | 15 Eylül 2014

İnsanların yaşamda çok değişik arzu ve istekleri vardır. Beklentilerine her zaman kavuşamayabilirler. Böyle bir durumda, bazıları kaderlerine razı olurken, bazı insanlarda arzu ettiklerini zorla elde etmek, üzmek isterler. Bu bakımdan iftira, bir kimseyi veya bir şeyi elde etmek yada o şeyi başkalarından kıskanıp, zarar verme isteğinden kaynaklanır.

Önemli olan bir nesne, yada insana karşı olan zaafın neticesinde iftira yapılır. Son derece kötü bir şeydir. İftirayı yapan ve hem de kendisine iftira edilen kimse için çok rahatsız edici bir tutumdur.

İftira sonucunda insanlar arasındaki sevgi, dostluk ve güven duyguları zayıflar. Bu güvensizlik duygusu çok yıkıcı ve tahrip edicidir. Bütün güzellikleri yakıp bitiren bir ateş gibidir.

İslam da iftira, üzerinde oldukça durulan bir konudur. Çok sayıda ayet-i kerime, iftiranın özelliğinden ve Allah katında sevilmeyen ve hatta yerilen bir davranış olduğundan bahsetmektedir. Yalan söylemek ve iftira atmak dinimizde haramdır, günahtır…

Bir hadis-i şerifte şöyle der: (Bir kimse, bir mümin hakkında, olmayan bir şeyi söylerse, iftiraya uğrayan kimse, onu affedinceye kadar Allahü Teâlâ onu cehennemde bırakır..) Ebu Davut

Kur’an-ı Kerimde de mealen buyuruluyor ki: (Yalan söyleyenler, iftira edenler, ancak Allah’ın ayetlerine inanmayanlardır. İşte onlar yalancıların ta kendileridir..) Nahl 105

İftiranın en ağırı namus içilen atılan iftiradır. İftirayı eden kimsenin kendisi zararlı çıkar, zarara uğrar. Doğruluğundan emin olmadığınız her hangi bir konuda söz söylemeyin. Çünkü bu söz insanlar arasında gerçekmiş gibi yayılarak gerçeklik kazanabilir.

Hasta ruhlu insanların geliştirdiği tavırlar, kendilerini iftiraya yöneltir. Kötülük yapmak isteği onları doyuma sürükler. Çamur at izi kalsın mantığı.

İnsanın en hassas noktası sevgisidir. İşte hep o noktadan vurmak isterler iftiracılar. En aşağılık, en korkunç şekilde. Bu büyük yalanın acımasız mantığını düşünün…. Korku kaynaklı, zayıf kişilere mahsus bir davranış biçimi….

İftira eden kişiler, önce kendilerini sonra çevresindekileri inandırmaya çalışırlar. Söyledikleri yalan ortaya çıkınca da, inkar ederler. Halbuki yeminler ederek söylemiş olsalar dahi, yine de kabullenmezler suçlanmayı. Kendilerini aklamaya çalışırlarken bile iftira ederler.

Böyle insanlar, yaşamları boyunca mutlu, huzurlu olamazlar… Kendilerine hep iyi, karşısındakini kötü görürler. Bu insanların iyi ve kötü kavramları da çok değişiktir, yargıları çok farklıdır. Herkesin çok iyi bulduğu bir insanın davranışları, onlara ters gelebilir.

Bir insanın iyi veya kötü olması, tamamiyle kendinden kaynaklanır. İnsan öyle bir varlıktır ki, bütün iyi ve kötü duyguları içinde barındırır… O neyi isterse onu uygular. Herşey kendi elindedir. En önemlisi kendisinin istemesidir.

Öyle kişilikler vardır ki, ailesi çok iyi olmasına rağmen kendileri kötü olabilirler, yada aileleri çok kötüdür kendileri çok iyidir…

Tabi ki bunun yanı sıra, yetiştiği ortam, irade, aileye çekim(irsi)de olabilir. Dünyayı ne kadar anlamlı kıldıklarına da bağlıdır….

Kendisini eksik tanımışsa, yaşamdan, birilerinden hep öç almaya odaklanmışsa, kıskançsa, kendisine yönelmemişse, içindeki duyguları hep bastırmışsa, vicdanını bir kutuya kapatmışsa, dedikodu yapıyorsa, daha ne olsun kötü insan olmak için….

İçinde bulunduğumuz toplum ne kadar iyi yada kötü olursa olsun, bu toplumda nice mükemmel insanlar yetişmektedir. Tabi ki hiçbir insan dört dörtlük olamaz, hepimizin hataları olabilir.

Ancak hata yapmak başka, kötü olmak bambaşka şeylerdir. Aklımızı kullanmak bizim elimizdedir.

Dünya hayatındaki şeyler ne kadar kıymetli olursa olsun, bir gün yok olmayacakmı, birgün bırakıp gitmeyecekmiyiz? Bunu hiç düşünmüyor musunuz?.

Onun için sevin… Sevgi itaat etmektir. İtaat olmadan sevgi olmaz. Sevgi bütün kötülüklerin panzehridir. Öfkelerini yenip, insanların kusurlarını affedenler, mutlaka karşılığını görürler.

Bir insanın etiketi, çok şey bilmesi, iyi yada kötü olması için ölçü değildir. Kalbinin, ruhunun yüceliği, sevgisi, merhameti giydiği en güzel elbisedir…

Önemli olan kalbindeki sevgi tomurcukları, sevgi çiçekleridir. Sevgi dolu insanın, gönlü de zengindir, orada herkese yer vardır, ufku tüm güzelliklere açıktır, sahip olduklarının zevkini alır, sevdiği insanlarla paylaşır…Sahip olduğu her şey kendisinde gerçek anlamını ve değerini bulur.

Kıskançlık ve bencillik kişinin en büyük düşmanıdır. Sonuçta çok acı çekersiniz. Elinizde hep yararsız ve boş şeyler vardır…Kıskançlıkta kavga, kırgınlık, stres, dedikodudan başka bir şey yoktur. Sevgisizliğin en ileri boyutu, kıskançlıktır. Bu ruh sefaletinden başka ne olabilir ki.

Başka insanlara inanmamak, kendine ve başkalarına güvenmemek, herkesi yalancı görmek, endişe ve korku içinde olmak, hayatı ne kadar zorlaştırır değilmi?

Sevginin olduğu yerde bunların hiç biri olmaz. Sevince hayat gerçekten daha bir güzel…

Sevgi ruhunuzu besler, bedeninizi bütün zehirlerden arındırır. Yaşam, gerçek güzelliklerini ve anlamını bulur…

Nefret, kuşku, kıskançlık, iftira atma, yalan söylemek gibi olumsuz birçok duyguları, eylemleri hayatımızdan çıkaralım. Allahın bize verdiği en güzel duyguyu, sevgiyi besleyelim, büyütelim, yaşatalım…

İftira eden insanlar içinde söylenecek tek şey ‘Allah affetsin’. Umarım geç olmadan hatalarını anlayıp, kalplerindeki o kötü duyguları atarlar ve sevgi tohumları ekerler. Zaman o kadar kısa ki, Allah’tan af dilemek için yarın çok geç olabilir. İftira; edileni değil, edeni kirletir.

Sevgi gönlünüzden eksik olmasın..

Category: Genel

Bir Cevap Yazın