Dinlerin Evrimi Masalı-Dini Sohbet

By | 1 Haziran 2015

Tarihin ve toplumun evrimleştiği aldatmacasını öne sürenlerin bir diğer yanılgıları da, toplumların en önemli değeri olan dinin de
evrim geçirdiği iddiasıdır. Bu sapkın iddia, 19. yüzyılda ortaya atılmış, materyalistler ve ateistler tarafından hararetle savunulmuş, ancak bu iddiayı destekleyen hiçbir arkeolojik bulgu
elde edilemediği için, bir spekülasyon olarak kalmıştır.

İnsanlığın eski çağlarda sözde “ilkel”, yani çok tanrılı ve kabilesel dinlere inandığı, tek Allah inancına dayanan ve tüm insanlığa gönderilen hak dinin -ki bu din, ilk insan olan Hz. Adem’den bu yana Rabbimiz’in insanlığa vahy ettiği Hak Din’dir
sonradan ortaya çıktığı iddiasının hiçbir dayanağı yoktur. Ne var ki bazı evrimciler, bu iddiayı sanki kanıtlanmış tarihsel bir gerçekmiş
gibi göstermeye çalışmakta, ancak bu tutumlarıyla büyük bir hata yapmaktadırlar. Darwin’in biyolojik evrim teorisi nasıl bir
aldatmaca ise, ondan ilham alınarak geliştirilen dinlerin evrimi teorisi de aynı şekilde bir aldatmacadır.

Günümüzden yaklaşık bir buçuk asır önce, Charles Darwin’in Türlerin Kökeni adlı kitabının henüz ilk baskısının yapıldığı dönemde, evrim
kavramı materyalist ve ateist çevrelerden destek almaya başlamıştı. Çağın bazı düşünürleri, insanın çevresinde olup biten herşeyin
evrimle açıklanabileceğini sanıyorlardı. Bu yanılgıya göre herşey, sözde ilkelden ve basitten başlıyor, daha sonra gelişerek en mükemmel olana ilerliyordu.

Bu yanılgı pek çok alana uygulanmaya çalışıldı. Örneğin ekonomi alanında Marksizm, evrimsel bir ilerlemenin kaçınılmaz olduğunu ve
sonunda tüm milletlerin komünizmi kabul edeceği iddiasını öne sürüyordu. Bunun sadece bir hayalden ibaret olduğu ve Marksizm’in
öne sürdüğü iddiaların gerçekleri yansıtmadığı zaman içerisinde yaşanan tecrübelerle kanıtlandı.

Psikoloji alanında Freud, insanın evrimsel olarak ileri bir tür olduğunu, ancak psikolojik olarak hala sözde ilkel atalarının sahip olduğu güdülerle hareket ettiğini söylüyordu. Bu büyük yanılgı, yapılan psikoloji araştırmalarıyla bilimsel olarak tamamen çürütüldü. Freudizm’in temel varsayımlarının hemen hiçbir bilimsel
dayanağı olmadığı ortaya çıktı.

Aynı şekilde sosyoloji, antropoloji, tarih gibi bilim dallarında da evrim teorisinin aldatıcı etkisi olmuş, ancak son yüzyılda elde
edilen bilgiler ve bulgular bu etkinin ne derece yanlış olduğunu göstermiştir.

Tüm bu evrimsel teorilerin ortak noktası ise, tümünün de Allah inancına karşı olmalarıydı. Dinlerin evrimi yanılgısı da bu amaçla
ve bu felsefi temeller üzerinde ortaya atıldı. Bu yanılgının önde gelen savunucularından Herbert Spencer’ın gerçek dışı iddialarına
göre, insanlığın ilk dönemlerinde hiçbir dini inanç yoktu. Sözde ilk dinler ise ölülere tapınmayla başlamıştı. Dinlerin evrimi aldatmacasını savunan başka antropologlar daha farklı hikayeler öne sürdüler. Kimisine göre dinin kaynağı animizme (doğaya canlılık
atfetme, onda ruh olduğuna inanma), kimilerine göre ise totemizme (sembol olarak seçilen bir insan, grup ya da eşyaya tapma yanılgısı)
dayanıyordu. Bir diğer antropolog olan E. B. Taylor’a göre, tarih içinde sırayla animizm (tabiata canlılık atfetme), manizm (atalar
kültü), politeizm (çok tanrıcılık) ve son olarak da monoteizm (tek tanrıcılık) geliyordu.

Oysa 19. yüzyılın ateist antropologları tarafından masa başında yazılan senaryolarla ortaya atılan ve sonra da sürekli gündemde
tutulan bu teori, bir aldatmacadan başka bir şey değildi. Arkeolojik ve tarihsel bulguların da gösterdiği gibi, söz konusu kişilerin öne
sürdüklerinin aksine, tarihin ilk gününden beri Allah’ın, peygamberleri aracılığıyla insanlara vahyettiği hak din var olmuştur. Ancak hemen her dönemde hak dinle birlikte, batıl ve
sapkın inanışlar da var olagelmiştir. Günümüzde de, Allah’ın bir ve tek olduğuna iman eden, Rabbimiz’in indirdiği dine uyan insanlar
olduğu gibi, taştan, tahtadan yapılmış putlara, birtakım ruhlara, şeytana, çeşitli hayvanlara, atalarına, Güneş’e, Ay’a, yıldızlara
tapma yanılgısına düşen insanlar da vardır. Üstelik bunların önemli bir kısmı da, geri değil tam tersine son derece gelişmiş koşullarda
yaşayan kimselerdir.

Öte yandan, tarih boyunca Allah’ın indirdiği hak dinlerin emirlerini, uygulamalarını ve ahlaki değerlerini bozmaya çalışan insanlar da olmuştur. Kuran’da, bazı insanların birtakım batıl
inanış ve uygulamaları dine dahil etmeye çalıştıkları, dolayısıyla kendilerine gönderilen hak dini değiştirip bozdukları haber verilmiştir:

Artık vay hallerine; kitabı kendi elleriyle yazıp, sonra az bir değer karşılığında satmak için “Bu Allah Katındandır” diyenlere.
Artık vay, elleriyle yazdıklarından dolayı onlara; vay kazanmakta olduklarına. (Bakara Suresi, 79)

Bu durum Allah’ın varlığına ve birliğine inanan ve Rabbimiz’in bildirdiği hükümlere uyan bazı insanların, zaman geçtikçe hak dinden
uzaklaşma ve sapkın inanışlara, batıl uygulamalara yönelmelerine
neden olmuştur. Böylece, birtakım sapkın inanışlar ve batıl uygulamalar ortaya çıkmıştır. Diğer bir deyişle, bazı kimselerin öne
sürdüğü gibi “dinlerin evrimi” diye bir süreç asla yaşanmamış, ancak hak dinin belli dönemlerde insanlar tarafından bozulmasıyla sapkın
dinler ortaya çıkmıştır. (tarihi bir yalan www.kabatasdevri.com)

Bu makale, Önce Vatan gazetesinde 28 Haziran 2006 tarihinde
yayınlanmıştır.

islami sohbet dini sohbet dinle dini sohbet videoları kanal 7 sohbet seviyeli sohbet dini sohbet konuları dini sohbet odaları dini sohbet siteleri

Category: Genel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *

66 Spam Comments Blocked so far by Spam Free Wordpress

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.